Minval Akaretler Design & Antiques Show 2026'da

Minval, Akaretler Design & Antiques Show 2026 edisyonuna; Deniz Galip ile 2024’te Alpay Mermer çatısı altında ilk kez gösterimini gerçekleştirdiği “Personal Altars” enstalasyonu ile katılıyor.

Minval at Akaretler Design & Antiques Show 2026

Minval Akaretler Design & Antiques Show 2026'da

Minval’in ana hammaddesi olan mermerin, yedi eksenli robotlar ve el işçiliğinin birlikteliğiyle üretildiği bu yerleştirme; çok eski zamanlardan beri verilen bir sözü, adanan bir adağı yerine getirmek için yapılan sunuların (ex-voto) izini sürüyor. Semboller, yazılar ve temsili objeler aracılığıyla; niyet etmeyi, inanmayı ve iyileşme arzusunu farklı kültürlerde nasıl görünür kıldığımızı hatırlatıyor.

Birçok halkın gündelik yaşamının parçası olan adak sunularında malzeme çeşitliliği, geçmişten bugüne gözlemlenebilir. Bu sunular; herhangi bir din, ırk ya da milliyet ayrımı gözetmeksizin, insan olmanın temel ihtiyaçlarından olan inanmayı ve niyet etmeyi temsil ediyor.

Şamanizm’den Ortodoks Hristiyan kültürüne, antik Mısır tapınaklarından Güney Amerikalı toplulukların yerel varoluşlarını simgeleyen Ölüler Günü’ne (Dia de Muertos) uzanan geniş bir hat üzerinde, popüler kültürde de yer etmiş “ex-voto”ların Antik Yunanca’daki adı “Tamata”dır. Bu geleneğin günümüze ulaşan küçük metal plakaları birçok coğrafyada karşımıza çıkar: Örneğin, dizinden sakatlanmış birinin diz sağlığını simgeleyen diz biçimli metal plaketi, inandığı bir aziz ikonasının yanına bağlaması… Ya da dinden bağımsız biçimde, dolunayda iyileşmesini dilediği bir uzvu için niyet etmesi… Farklı pratikler olsa da, ortak payda benzer bir inanış ve iyileşme arzusudur.

Muğla bölgesi, Türkiye’nin en önemli doğal maden ve mermer ocaklarına sahip olmasının yanı sıra, dünyada eşi benzeri olmayan antik kentlere de ev sahipliği yapıyor. Bu coğrafyadan çıkan beyaz mermer dünyanın 7 harikasından biri olan Halikarnas Mozolesinin de yapıtaşı olmuş. Bu yapının taşıdığı duygu ve inanç, mermerin yalnızca bir malzeme değil, bir “hafıza” taşıyıcısı olduğunu düşündürür bizlere.

“Personal Altars” enstalasyonunun amacı da, Muğla beyazı mermerin renk ve doku açısından sadeliğine farklı bir bakışla yaklaşarak, beklenmedik bir duygu uyandırmasını sağlamak. Bu eşsiz malzemenin geçmişten bugüne dönüşümüne vurgu yaparken, doğru teknolojik kaynaklarla birleştiğinde ortaya çıkarabileceği yerel ve kişisel değerleri görünür kılmak istedik. Geçmişin paha biçilemez heykeltıraşlık mirasının ardından, bugün robotlar aracılığıyla heykel üretiminin yaygınlaşmasını “negatif” bir etki olarak okumak yerine; tasarımcılara, sanatçılara ve mimarlara açtığı yeni olasılıkları, geçmişten bugüne taşınan bir duyguya bağlamak istedik: inanma ve iyileşme duygusuna…

Robotların “yarattığı bir dünya bakışı”na değil; duygularımızı ifade etmemizde aracılık edebilen, hayatı kolaylaştıran teknolojik gelişimler oluşuna odaklandık. Projede kullanılan malzemelerin tamamı ileri dönüşüm amaçlı, mermer artıklarından oluşuyor.

Minval markasının çıkış noktası da tam bu. Büyük ebatlı mermer üretimlerinde ortaya çıkan küçük mermer parçalarının ileri dönüşümü sayesinde; gümüş, cam, deri gibi farklı malzemelerle birleşerek lüks dekorasyon objelerine dönüşüyor.

Mevcut olanı en verimli biçimde değerlendirmek; onu bir duyguya, bir öğeye, bir mimari elemana ya da bir objeye dönüştürmek Minval’de ana hedefimiz.

Enstalasyonda gördüğünüz eller, bacaklar, kulaklar ve gözler; her birinizin niyetini, iyileşmesini dilediğiniz yerleri sembolize eden parçalar. Anahtarlar, sahip olmak istediğiniz evi; kilit ise sizi engelleyen şeyleri aşmayı hatırlatır. Güneş ve kuşlar, bereketin ancak doğanın koşulları elverdiğinde mümkün olacağını; insan dışındaki varlıklarla, hayvanlar, bitkiler ve gezegenler dünyasıyla, ne kadar aynı bütüne ait olduğumuzu anımsatır.

Bembeyaz, adeta “duygusuz” görünen bir mermer; bir niyet/inançla ve teknoloji sayesinde bir sembolle birleşerek gündelik hayatınızda yeni çağrışımlar yaratabilir. “Güçlü bir beyin ancak güçlü bir bedende var olabilir” düşüncesini de tekrar hatırlatmak isteriz: Bu, bütünden bireysele; maddeden duyguya uzanan simgesel bir yolculuktur. Mekânın tam ortasındaki “adak” alanında yer alan bu ‘totem’ler, bir tür inanç ve duygu heykelleri, sizlere biraz durup düşünme, isteklerinizi ve niyetlerinizi kendi içinizde bulma alanı açmayı amaçlar. Burada bulduklarınızın sembollerini, dışarıda gördüğünüz formlar arasından seçip; evinizde ya da farklı yaşam alanlarınızda taşıyabileceğiniz kişisel işaretler olarak görmenizi isteriz. Çünkü hangi biçimde olursa olsun inanmak ve niyet etmek, istediğimiz bir şeyi başarmanın hem şartı hem de başlangıç noktasıdır.