In Conversation With: Murat Tamgüç
In Conversation With: Murat Tamgüç
Mermerin bir mekâna kattığı artı değer sence nedir? Hangi duyguyu “anında” yükseltir?
Mermer, bir mekana girer girmez oranın tonunu ve enerjisini yukarı taşır. Çünkü mermerde doğanın kendi tasarımı vardır: damarlar, renk geçişleri ve dokular, milyonlarca yıllık bir hikayenin yüzeye çıkmış halidir. Benim için mermer, geçici trendlerin ötesinde kalıcılığın ve asaletten gelen bir imzanın karşılığıdır. Bu yüzden mermerin olduğu yerde ilk hissedilen duygu genellikle güven veren bir zarafettir; mekân daha sakin, daha güçlü, daha karakterli olurken insanda da hayranlık uyandıran ince bir “saygı” duygusu bırakır.
Mermeri antik dönemden bugüne zamansız yapan unsur ne? Dayanıklılığı mı, estetik dili mi, yoksa kültürel hafızadaki yeri mi?
Bence mermerin zamansızlığı tek bir nedene bağlı değil; fiziksel güç, estetik ve tarihin kusursuz bir bileşimi. Dayanıklılığı ona gerçek bir ömür verir; estetik dili her dönemde yeniden yorumlanmasına olanak tanır; kültürel hafızadaki yeri ise derin bir hikaye kazandırır. Antik bir tapınağın sütunundan bugünün modern galerilerine kadar mermer, aynı anda hem geçmişin kadim dilini hem de geleceğin modernizmini taşıyabilen nadir malzemelerden biridir.

Minval ürünlerini sergilerken en kritik üç detayın nelerdir?
Minval gibi karakteri olan ürünleri sergilerken “az ama öz” felsefesiyle ilerliyorum. Benim için üç kritik detay var: ışık, boşluk (es payı) ve arka plan. Mermerin damarlarını ve derinliğini göstermek için yönlü ama yumuşak bir ışık gerekir; mermer güçlü bir materyal olduğu için etrafında nefes alacağı alan bırakılmalıdır; kalabalık sunum mermerin sesini kısar; sade ve nötr zeminler ise doğal deseni bir sanat eseri gibi öne taşır. Kısacası mermer zaten konuşur; bizim görevimiz onu susturmamaktır.
Minval ürünlerinin güçlü karakterini gümüş, cam, deri ve çiçek gibi unsurlarla bir araya getirirken dengeyi nasıl kuruyorsun?
Bunu bir müzik kompozisyonu gibi düşünüyorum: Mermer ana melodi ise diğer malzemeler ritim ve tondur. Mermerin güçlü ve “soğuk” karakterini camın şeffaflığıyla hafifletiyorum, gümüşün ışıltısıyla hareket katıyorum, derinin dokusuyla ısıtıyorum ve çiçeklerin canlılığıyla doğallaştırıyorum. Bu malzemeler mermerin baskınlığını kırmak için değil; onu tamamlayıp hikâyeyi zenginleştirmek için, doğru yerde devreye giren yardımcı oyuncular gibi çalışıyor.
Bir Minval parçasında usta işçilik yakından bakınca nerede değer yaratıyor; hangi mikro detaylar kaliteyi artırıyor?
Gerçek kalite uzaktan hayranlık uyandırır; ama asıl yakından bakınca ve dokununca anlaşılır. Mermerde bu işçilik, kenar bitişlerindeki zarafette, yüzeyin işlenme hassasiyetinde ve birleşim noktalarındaki milimetrik incelikte saklıdır. İyi işçilikle üretilen bir parça yalnızca göze hitap etmez; dokunduğunuzda o ipeksi pürüzsüzlüğü ve arkasındaki emeği hissettirir.

Minval’in styling tarafında hangi kurguları özellikle önemsiyorsun?
Styling tarafında benim en büyük rehberim “hikâye”. Bir objeyi sadece ürün olarak değil, yaşayan bir atmosferin parçası olarak kurgularım. Doğal malzemelerin uyumu, ışık–gölge oyunları ve güçlü bir kompozisyon benim için temel; ama hepsinden önemlisi, ürünün özgün ruhunu saklamayan, aksine onu kutlayan kurguları önemserim.
Maison&Objet’te Minval standını kurgularken en çok nelere dikkat ettiniz; öncelikleriniz nelerdi?
